Dört Ayrı Saat: Boşanma Davasının Neden Hiç Bitmediği Üzerine Bir Deneme
Duvardaki Saat Herkes İçin Aynı Değil
Bir boşanma dosyasının duruşma salonunda dört farklı saat çalışır. Hukukun saati, tarafların saati, çocuğun saati ve sistemin saati. Bu saatler aynı hızda işlemez, hiçbiri ötekini beklemez. Davanın uzaması çoğu zaman bu dört zamanın birbirine uyum sağlayamamasından doğar.
Birinci Saat: Hukukun Saati
Hukuk yavaş düşünmek için tasarlanmıştır. Her iddia dinlenmeli, her savunmaya cevap hakkı tanınmalı, her delil tartışılmalıdır. Bu, adaletin bedelidir ve genellikle haklı bir bedeldir. Ancak boşanmada bu temkinli ritim bir sorunla karşılaşır: İspatlanması istenen şey, kapalı bir evin içinde yaşanmış, çoğu kez hiçbir iz bırakmamış olaylardır.
Kanun, evliliğin temelinden sarsılmasını yeterli görür. Uygulamada ise sarsıntının kimden kaynaklandığı ayrıca araştırılır, çünkü kusur tazminatı, nafakayı ve bazen davanın kaderini etkiler. Hukuk böylece iki işi birden yapmak zorunda kalır: Hem bir ilişkinin bitip bitmediğine karar verir hem de bitişin ahlaki hesabını çıkarır. İkinci iş birincisinden çok daha uzun sürer.
İkinci Saat: Tarafların Saati
Dava açıldığında taraflar aynı noktada durmaz. Biri hızlı bitsin ister, öteki yavaş. Bunun nedeni inatçılık olmak zorunda değildir, çoğu zaman basit bir hesaptır.
Tedbir nafakası ödeyen taraf için her ay ağır geçer. Nafakayı alan taraf içinse dava sürerken gelir devam eder, ev düzeni korunur, belirsizlik bile bir tür güvence olabilir. Mal paylaşımı bekleyen taraf zamanın değer kazandırdığını düşünür, mal varlığını elinde tutan taraf ise bölüşümü ertelemekten çıkar sağlar.
Tarafların duygusal saati ise hukukun hiçbir takvimine uymaz. Öfke, kırgınlık, utanç ve haksızlığa uğramışlık hissi, davayı bazen bir amaç hâline getirir. Kimi insan için “boşanmak” artık hedef değildir. Hedef, karşı tarafa söylenememiş şeyleri bir mahkeme tutanağına geçirmektir. Böyle bir davada her duruşma, uzayan bir cümlenin yeni bir bölümüdür.
Üçüncü Saat: Çocuğun Saati
Ortak çocuk varsa dava bir kat daha yavaşlar. Çocuğun saati hukukun saatinden de tarafların saatinden de farklı çalışır. Çocuk için üç ay, yetişkinler için üç aydan çok daha uzun bir zamandır. Okul değişir, alışkanlıklar oturur, yaşadığı ev ve gördüğü insanlar şekillenir.
Hâkim çocuğun yararını gözetmek zorundadır. Bu ölçüt kıymetlidir, ama soyuttur. Neyin çocuk için iyi olduğunu anlamak uzman raporu, sosyal inceleme ve bazen çocuğun dinlenmesi gibi adımlar ister. Her adım doğru ve gereklidir, ama her biri bekleme anlamına da gelir. Bu bekleyiş sırasında çocuk, farkında olmadan yetişkinlerin pazarlık masasına konan bir unsura dönüşebilir: Görüşme günleri bir koz olur, velayet talebi bir baskı aracına çevrilir.
Dördüncü Saat: Sistemin Saati
Aile mahkemeleri en yoğun çalışan yargı birimleri arasındadır. Bir hâkimin önündeki dosya yığını, her birine ayrılabilecek zamanı kısaltır. Duruşma günü verilirken takvim dolu olur, tanık gelmezse yeniden gün aranır, rapor istenirse raporun gelmesi beklenir. Bilirkişi, sosyal çalışmacı, tebligat, ara karar, her halka kendi gecikmesini ekler.
Üstelik bir boşanma kararı çoğu zaman tek bir dosyanın sonu değildir. Mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı, nafakanın artırılması ya da kaldırılması gibi konular ayrı davalara konu olabilir. Üst mahkemeye başvuru ihtimali de eklenince, “boşandık” cümlesi ile “her şey bitti” cümlesi arasındaki mesafe yıllarla ölçülür.
Saatler Neden Eşitlenemez?
Anlaşmalı boşanma, bu dört saati aynı ana getirebilen en etkili yoldur. Taraflar her konuda uzlaştığında hukukun temkini, tarafların acelesi, çocuğun belirsizlikten kurtulma ihtiyacı ve sistemin yükü aynı çözümde buluşur. Ama bunun için mal, nafaka, velayet ve tazminat gibi bütün başlıklarda aynı noktaya varmak gerekir. Tek bir başlıktaki anlaşmazlık bütün protokolü çökertir.
Üstelik uzlaşma, duygular en yüksek olduğu dönemde istenir. Ayrılığın ilk aylarında insanların rasyonel pazarlık yapabilmesi zordur. Oysa uzlaşma için gereken sakinlik, çoğu zaman ancak dava yıpratıcı bir noktaya geldikten sonra ortaya çıkar. Yani insanlar, anlaşabilecekleri ana, ancak uzun bir yoldan geçtikten sonra ulaşır.
Saatleri Yaklaştırmak İçin
Bu sorunun tek bir ilacı yok, ama bazı yönler tartışmaya değer:
- Kusur araştırmasının sonuçlar üzerindeki ağırlığının yeniden düşünülmesi,
- Aile arabuluculuğu gibi uzlaşma yollarının daha erken ve daha görünür bir aşamada devreye girmesi,
- Aile mahkemelerinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı desteğinin güçlendirilmesi,
- Birbirine bağlı taleplerin daha bütüncül ve daha az parçalı yürütülebilmesi,
- Tarafların ve avukatların, süreci uzatan taktikler yerine çözüm odaklı yaklaşıma yönlendirilmesi.
Son Söz
Hiçbir mahkeme, kırılmış bir ilişkiyi geri getiremeyebilir. Ama dört saatin ritmini birbirine biraz daha yaklaştırabilirse, ayrılığı hem daha kısa hem de daha az yıpratıcı hâle getirebilir. Sonuçta mesele yalnızca bir evliliğin hukuken bitmesi değil, insanların hayatlarına yeniden başlayabilecekleri güne ne kadar erken ulaşabilmeleridir.
Yasal Uyarı ve Sorumluluk Reddi
Bu yazıda yer alan bilgi ve değerlendirmeler yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki, mali veya profesyonel tavsiye niteliği taşımaz ve herhangi bir somut olay için dayanak oluşturmaz. Her boşanma davası kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gereken özel bir durumdur; mevzuat ve yargı uygulaması da zaman içinde değişebilir. Bu nedenle metinde yazılanlara dayanılarak yapılan işlemlerden, alınan kararlardan veya doğabilecek sonuçlardan yazar sorumlu tutulamaz ve herhangi bir sorumluluk kabul etmez. Somut bir uyuşmazlık için mutlaka yetkili bir aile hukuku avukatına danışılmalıdır.
Avukat Ayşe Duvarcı Türker
boşanma dosyası, boşanma konya, boşanma hukuku, boşanma davası
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz.